7MEHMET 

7MEHMET 

7 MEHMET

Mesleğinde titiz, bir o kadar da disiplinli kişiliği olan Usta Hacı Hasan’ı bir gün misafir yemeğinde çıkan bir saç çılgına çevirir. Duruma çok sinirlenen usta, tüm elemanları hizaya çeker ve cezayı keser. Ertesi gün tüm çalışanlar, saçları ustura ile kazınmış halde lokantaya gelir. Bu cezadan nasibini ve dersini alan Mehmet’in saçları kesilince küçük yaşlarda geçirdiği trafik kazasında kalan “V” harfi ortaya çıkar. Eski Türkçe’de yedi anlamına gelen bu işaret ustanın dikkatini çeker ve ona isminin önünden bir daha silinmeyecek olan “7 Mehmet” lakabını takar. Böylece 7 Mehmet serüveni başlar.

Belediye İş Hanı’nda küçük bir çorbacı olarak kendi iş yerini açan Mehmet,ilk gün taktik olarak çarşı esnafına askı ile çorba servisi yapar. İkinci gün bu servisi kaldırır ve dükkanda müşterileri beklemeye başlar.Taktiği tutmuş ve tereyağlı çorbanın tadını alan esnaf küçücük dükkanın önünde kuyruk olur. Dört sandalye bir masa ve üç beş servis takımından oluşan bu küçük dükkanda 7 Mehmet’in çorbalarının dumanı 1940’lı yıllarda tütmeye başlar.

MODERN AKDENİZ LEZZETLERİ VE GELENEKSEL TÜRK MUTFAĞINI,
                MEVSİMSEL DOKUNUŞLARLA MASALARINIZDA BULUŞTURUYORUZ.

7 MEHMET RESTAURANT; SEBZE, MEYVE, ET VE BALIĞIN MEVSİMİNDE KULLANILMASINA DİKKAT EDEREK MALZEMELERİN EN LEZZETLİ OLDUKLARI ZAMANA UYGUN HAZIRLANAN MENÜSÜ İLE DOĞALLIĞI ÖN PLANDA TUTAR.

1983 yılında Antalya’da doğan Mehmet Akdağ, 1937 yılında kurulan 7 Mehmet Restaurant’ın üçüncü kuşak temsilcisi olarak, mekanın işletmecisi ve baş aşçısıdır. Günümüzde babası Hakkı Akdağ’dan bu mirası devralan Mehmet Akdağ, dedesi ve babasının izinde, kendi imzasını da taşıyan, modern Akdeniz lezzetleri ve geleneksel Türk mutfağının 650’ye yakın çeşidini menüde misafirlerine sunar. “Yemek o kadar özel bir şey ki, yemekler insanları değil, insanlar yemekleri beklemeli” felsefesini benimseyen Mehmet Akdağ, yemeği maksimum tazelik ve doğallık ile sunmayı amaç edinmiştir.

Gaziye Sunulan 850 gr Taze Fasulye

Cumhuriyet yıllarında Gazi Mustafa Kemal’in 1935 yılının şubat ayında çıktığı yurt gezisinin bir durağı da Antalya’dır. Ata’nın onuruna, belediye binasında ziyafet verilecektir. Kenti ve kentin ileri gelenlerini bir telaş alır. Her şeyin kusursuz olması arzusuyla herkes telaşlı ve tedirgindir. Kolay değil tabii, şehre gelenin kim olduğunu iyi bilen halk, hiçbir şeyi yeteri kadar ona layık bulamaz.

O gün bu ziyafette ustası Hacı Hasan’la beraber görev almak 7 Mehmet’i çok heyecanlandırır. Yemekte Atatürk’ün sevdiği taze fasulye sunulacaktır. Ancak şartlar şimdiki gibi değil, mevsim kıştır. Şimdilerde şehri boydan boya saran sera alanlarının olmayışı fasulye bulmakla görevlendirilen Mehmet’i oldukça yorar.

Sonunda, bahçe bahçe dolaştığı kentin Kırcami mevkiinde 850 gram taze fasulye bulur. Zorlu bir yolculuktan sonra Ata’nın huzuruna çıkan taze fasulyenin tanıdık lezzeti, bunu yapan usta ve kalfasını Atatürk’ün masasına getirir. Bu lezzetin sahibi ise askerlik yıllarında Atatürk’ün aşçılığını yapan Hacı Hasan’dır. Bu lezzetin yapımına ortak olmak 7 Mehmet’ i çok gururlandırır.