Bin Avokado
Kitabın “Ürünler” bölümünde de bahsettiğimiz Alanya Avokadosu’nun 7 Mehmet Restoran’da ayrı bir yeri var. Mehmet, en sevdiği hikâyelerden birini keyifle anlatıyor:
“Babam bir gün, arkadaşı Ahmet Amca’nın (Ahmet Uluç) evine gitti. Bahçesindeki avokadodan bir tane yemiş ve tadı, dokusu, aroması çok hoşuna gitmiş. Öyle hoşuna gitmiş ki bu meyveye taktığını hatırlıyorum. Üreticisini bulmak için yollara düştü. Olmadı, bu sefer de kendi ürettirmeye çalıştı. Bir zaman sonra avokado, Antalya’da sadece 7 Mehmet Restoran’ın mönüsünde yerini alarak tabakları süslemeye başladı. Tüm bunlar olurken Gazipaşa’dan çiftçi abimiz Cin Ali’yle de konuşuyoruz. Gazipaşa, tropikal meyve yetiştirmeye çok müsait bir iklime sahip olduğundan, babam Ali Abimize her gün mutfaktan çıkan avokado çekirdeklerini vermeye başladı ki onları diksin ve ağaç yetişsin diye... Gel zaman git zaman Ali Abimizle konuştuğumuzda öğreniyoruz ki Gazipaşa’daki avokadonun neredeyse tamamı, Alanya’daki avokadonun da yarısı 7 Mehmet Restoran’dan giden çekirdeklerden filizlendirilmiş ağaçların meyvesiymiş. Bu arada asıl avokado hikâyesini anlatmadım henüz. Babam bir gün tanesi 1 liradan 1000 tane avokado satın aldı. İş bu ya, akşamında da bir adam gelip babama her bir avokado çekirdeği için 1 lira vermeyi taahhüt etti. Babam ticari zekâyla hemen olur dedi ama o zamana dek o kadar avokadoyu bir seferde alıp işlememiş. Neyse diyerek giriştiler mutfakta. Ama bakıyorlar ki, avokadolar bir gün sonra kararmaya başlıyor. Babam da israfa karşı biri, aynı kalamar hikâyesinde olduğu gibi avokadodan çeşit çeşit yemek çıkarttı. Çorbasını, yemeğini, dolmasını, pilavını, ezmesini, kavurmasını, ızgarasını derken 1000 avokadodan 1001 çeşit yemek yaptı ve tüm avokadoları üç gün içinde işledi ve değerlendirmiş oldu.”