Giritlilerin Antalya Mutfağına Katkıları

Takvimlerin 1669’u göstermesiyle, Osmanlı İmparatorluğu’nun Girit’i fethi olumlu sonuçlanmış ve ada, Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının ardından, 1913’te Yunanistan’a ilhakına kadar Osmanlı toprağı olarak Müslüman Türklerin yerleşkesi haline getirilmiş. Aradaki
sürecin büyük bir bölümünde Türk ve Yunan halkları barış içinde yaşamış olsa da, gerek Mora isyanından sonra gerekse Osmanlı’nın çöküşüne denk gelen süreçte Girit’te yaşayan Müslüman Türkler, adayı terk edip Anadolu’ya dönmek zorunda kalmış. Bu olayın, Antalya özelinde iki ayrı dönemde yansıması olmuş. 1800’lerin sonralarında ve
1924 mübadelesinde, Girit’ten pek çok aile Antalya’da başta Şarampol ve Side olmak üzere, çeşitli semt ve ilçelere yerleşmişler. Antalya’ya geldiklerinde adadaki kültürlerini de yaşatmaya devam eden Antalya’nın Giritlileri, çoğunlukla Yörük olan, toplayıcılıkta pek de iyi olmayan, ot ve sebze yemeklerini de sınırlı sayıda tarifle icra eden Antalya halkına ve onların mutfağına pek çok değer katmış. Mehmet’le olan bir sohbetimizden: “Antalya demek yörüklük demek. Yörük ya davarını keser kavurma yapar ya tavuğunu keser haşlama yemek yapar. Tarımın ve toplayıcılığın temel kazanımlarını oluşturan bitki, ot ve sebzeyle ilişkisi sınırlıdır. Deniz ürünleri ve balıklar konusunda da durum aynı... Giritlilerse adanın çetin koşullarında uzun yıllar yaşamış olmalarından kazandıkları deneyimle otlar toplayarak, sebzeler yetiştirerek, aynı zamanda denizin bereketli ürünlerini iyi değerlendirerek mutfaklarını zenginleştirmiş ve Antalya mutfağına da bunları eklemeyi bilmişler. Mübadele dönemine kadar Antalya yerel mutfağının hâkim unsurları Yörük yemekleri ve Arap mutfağı etkisindeyken, Giritli Müslüman Türklerin Antalya’ya gelişiyle hem ürün hem de tariflerde çeşitlilik artmış.

Sirken (kazayağı), tilkişen (yabani kuşkonmaz), melatura (arapsaçı), radika, bamya, devetabanı, ebegümeci, kabak yaprağı ve çiçeği, Giritli Türklerin mutfaklarından çıkan eşsiz yemeklerin değişmez malzemelerindendir hâlâ. Dedemin ve babamın Giritli çok arkadaşı olmuş. Giritli Türklerin mutfak kültürümüze katkısı kendini iyiden iyiye hissettirince babamlar darestoranın mönüsünü bu zenginlikle çeşitlendirmiş. Bizim oğlak etimiz melatura yemeğinin içine girip restoranın tabaklarından biri olmuş. Şevketibostan da bizim keçi yoğurdumuzla terbiyelenip bir tencere yemeği haline gelmiş ve müdavimlerinin sofrasını şenlendirmiş. Aynı şekilde zeytinyağlı taze börülce yemeğimizi de o esintiyle hazırlamışız. Şimdilerde, 7 Mehmet
Restoran’ın mönüsünde sayısız ot ve sebze yemeği var. Kimisi soğuk, kimisi mevsimine göre ılık ya da sıcak servis ediliyor. Ot kavurmaları, sebzelerden hazırlanan yahniler ve tencere yemekleri... Tamamı Antalya’nın Giritliler sayesinde kazandığı bu mirasın eseridir diyebiliriz.”